Ana içeriğe atla

Farkını Tatmak


Birbirimizi anlamaktansa kesin yargılara mı varıyoruz?
Senelerin beraberce devrilmesi tüm soru işaretlerini cevapladığımız sonucunu mu doğuruyor?
İnsan kendi düşleyiş, duygu, düşünce ve savlarını yinelerken
Emin cümlelerimizi bir bir savruşturuyoruz..
Öylesine tatmin olmuş durumdayız ki çevremizdeki karakterlerden,
Hiç birini tekrar ve tekrar keşfe çıkmaya yeltenmiyoruz.
Bu yüzden mi korkuyoruz yeni ilişkiler kurmaktan?
Yeni başlangıçlar yapmaktan?
Keşif insana bahşedilen en diri karmaşayken, bucak bucak kaçıyor muyuz?
Birbirimizin üzerine düşmeli, düşünmeli ve düşlemeli zihinlerimiz.
Tüm renkleri, şekilleri tekrar ve doymak bilmeyen bir iştahla ilk kez tadıyormuşçasına daldırmalıyız kepçeleri..
Ki kaşıkta yardımcımız olabilir,
Fakat büyük parçalar alarak damağımızda bıraktığı hazzı doruklarda yaşayabilelim.
Her bir insan karakteri bin bir biçimli ve uçsuz okyanus gibi.
Bakış açımızı evirmeli ve gözlerimizi kamaştıracak aydınlıklara çevirmeliyiz... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…