Ana içeriğe atla

Mesnetsiz Medeniyet


 

Böyle kimsesiz kaldığımı hatırlamıyorum. Boğazımda bir yumruk, sıklaştırıyor parmaklarının aralığını. Dudaklarına bastırıyorum dudaklarımı ve gözyaşlarımı. Mutfakta dakikalarca sarıldığımız o anlar geliyor aklıma, tutamıyorum hıçkırıklarımı. Kuşkusuz, birleşmiş iki ruhuz biz. Bir bütün.. Gördüm.. Diş sıkışlarını, titreyen ellerini, direnen ayaklarını. Kahkahalarım yok oldu, kahkahalarınla.. Gözaltlarımın morluğuna gömüldü ışıltıları. Bu kez daha ağır daha yıkıcı çaldı ayrılık çanları. Sağırlaştırdı kulaklarımızı..

Gitme desem gitmezdin belki. Gel desen bileklerimde kilometrelerce politika prangaları! Kahrolsun tüm ülke sınırları!  Yok olsun yeryüzünden tüm ırk kavgaları! Sınırı ruhu olsun insanların ve yıkılsın ulus duvarları! 

Medeniyet öğretemez bana yokluğunla savaşmayı... 

Hayallere nem katan, tazeliğin katili böbürlenenler! Yeşeren umutları çürütemezler sevgilim!... 

Yakında, çok yakında geleceğim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…