Ana içeriğe atla

Oğuz Atay'a sesleniş


Ne yapacağız şimdi Oğuz abi?
Kendimizi açıklamaya çalışacak mıyız?
Ya da ne önemi var ki!
Biz ne söylersek söyleyelim, insanlar sözlerimize değil kafalarından geçen kirli düşüncelere kulak verecekler..
Kılıflar hazırlayıp, cümlelerimizi farklı yönlere çekecekler..
Bir hüsranı daha kendi ellerimizle tepsilerde sunacağız..
Sussak mı Oğuz abi?
Anlaşılmadığında, konuşmakta yoruyor insanı..
Biz yine köşemize çekilelim seninle.
Kahvemizi hazırlayıp, birer sigara yakar derin satırlarında beraber boğuluruz, gecelerce..
Ki o geceler canımızı dişlemiyor değil..
Kelimelerin derime geçirdiği diş izleri yanıktan beter Oğuz abi..
Mutfağa geçelim mi?

Yorumlar

  1. Bazen susmak çok şey anlatmak olsa da konuşmak gerek... Anlamak istemeyenleri önyargılarıyla başbaşa bırakmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de öyle yaptık bir nevi.. Oğuz abi ile sohbet ederken 😊

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…