Ana içeriğe atla

Ağır ithamlar giymiş bedenlerin bedelleri


 Sebepli sebesiz yergilerimizin kurbanıyız

Emin adımlarla yürüyor, kesin bir dille konuşuyoruz.
Daha doğru olduğumuzu kanıtlamak için verdiğimiz çaba yiyip bitiriyor içimizi.
İçimizde gezinen parazitler sabrımızı tüketiyor Diyaloglarımız karşımızdakini alt etmek üzerine kuruluyor
Farkına varamıyoruz.
Kiminle savaşıyoruz?
Bu bir mücadele mi?
Kendini, kendine ispat etmenin yorgun mağduriyetini yaşıyoruz
Zorlanıyorum..
İnsanlığımda debeleniyor ve boğuluyorum
Geride kalıyor, yetişemiyorum.
Bir hezeyana sürüklüyor bu durum beni
Zihnimin duvarlarına çarpıyorum
Göz yaşlarım birbirini kovalıyor
Nefesimi toparlayamıyorum
Çatışmalar çarpışmalara dönüşüyor
Kendimle yüzleştiğimde, yüzüme tükürüyorum
En ağır ithamları giydiriyorum bedenime
Toplumun iki yüzlülüğü besliyor kendime olan kinimi
Ve bir kez daha düşmüş zırhımla rıhtımda duruyorum öylece
Aslında arıyorum aynı zamanda
Rüzgar yüzüme değdikçe titriyor dudaklarım
Tekrar ve tekrar varlığımı unutmak için gözlerimi yumuyorum.
Neredeyim?
Neredeydim?
Nereye gidiyorum?  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…