Ana içeriğe atla

Apseli düşler ve akneli ruhlar


 

Düşlerindeki apseler etkiliyordu günleri
Hastalıklı gülüşler ilişiyordu dudaklarına
Ruhunu hissetiğin an'ları kamçılıyordu..
Tüm gücünle unutmaya çalışıyordun varlığını..
Bir yandan ücrasına inip, tutup çıkarmak istiyordun
Sakladığın acının damıtılmamış saflığını...
İnsanlığının zırhını eritiyordu bazen bu durum
Farkına varıp geri sarıyordun sarmalı ..
Yüz hatlarına ağlamak yakışmıyor diye
Gülümsüyordun hep, sisli gözlerle.
Saklandığın yerin yolunu unuttuğun oluyordu bazen.
Bazen de histerik bir istekle saklanıyordun..
Kim saklanmıyor ki tenha sokakların gizemli karanlığına?
Görüyorum bastırdığı ne varsa denize dökenleri!
Geceye sığınsalar da yakalayan birileri çıkıyor illa ki
Bu kalabalıkta sır tutamıyor insan!
İçimizdeki canavarla savaşırken, aynı zamanda üzerimize geçirdiğimiz kusursuz zırhlarımızla günü kurtarmış gibi yapıyoruz sadece ...
Yanıltıcı ve bol aldatmacalı ilişki gocukları örüyoruz bedenlerimize
Dairemize girdiğimizde sıyırıyoruz tüm riyakar katmanları.
Katlanılmaz bir hayat
Isdırap içinde geçen saatler
Peşimizdeler azizim!
Zamanı geldi..
Doğaya dönme vakti..


İllüstrasyon #Daehyun Kim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…