Sistemin içinde kaybolmak insana mahsustu. Hiç bir balık daha hızlı yüzmenin, zengin olmanın derdinde değildi. Elbette çitalar hızlı koşmak için evrimleşmişti. Usain Bolt'u geçmek için uğraşmak onlar için anlamsızdı. Tek dertleri hayatlarını sürdürmekti. Kredi çeken bir rakun göremezdiniz. Yeni ihtiyaçlar üretip, onları gidermek için tüm saçmalalıkları yapan tek hayvan insandı..
O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz… *11 Aralık 2018

Yorumlar
Yorum Gönder