Ana içeriğe atla

2019 Hedefler ve Hayaller #MİM

Yazıma duodiyet.com blog sahibesine bu #mimleme için teşekkür ederek başlamak istedim. Teşekkürler..
Taze bir blogger olarak ilk hedefim siz okuyucuların beğenisini kazanmak. Konuya, gelmekte olan 2019 yılı için hedefler ve hayaller bilançosu ile değil de daha derinden bir geçiş yapmak istiyorum.
Hedefler ilk olarak doğduğumuz anda başlar aslında. Farkına varmadan kendi kendimize agucuk gugucuk diyerek konuşmaya atılmak, emekleyerek koşmayı hayal etmekle başlarız bu maratona.
 Yaş aldıkça yavaşlar, ne istediğimizi, tam olarak ne olduğumuzu bulmaya yöneliriz. Okumayı öğrendikten sonra kitap bitirme hedefimiz, maceralarını okuduğumuz karakterin konumunda olduğumuz hayallere bırakır yerini. Birbiriyle ilintili bu iki kelime tüm hayatımızın tam merkezindedir.
Akrep ve yelkovanın birbirini kovaladığı her an hedefim zamana söz geçirmek.. Yaşadığım zaman dilimine koca bir kaşıkla dalmak.. Zihnin şatafatlı elektriklenmelerinde, ruhu besleyen fantastik hayallere sarılmak.. Kanımca en büyük hedef, zaman. En büyük hayal ise anı yakalamak..

Standart hayat silsilesinin içinde büründüğümüz rolleri yerine getirmek tek gayemiz. Tadına varıldığında içindeki canavarı çıkarabilecek olan hedef olgusu, bazı ellerde çiçek bahçesi olabiliyor. Seçim içimizde.. Doğal döngümüzün puantiyeli hedeflerine büründürürsek üzerimizdeki rolü, dünya hiç olmadığı kadar güzel, bir ütopyalar sistemi haline gelebilir..

Gerçekleşmesi temennimdir...

Yorumlar

  1. Kelimelerin dansını izlemekten, yazıya odaklanmakta zorlandım:) Carpe diem diyerek zamana vurgu yapman güzeldi. İyi ve yaşanılır bir dünya temennisinin gerçekleşmesi dileklerimle....
    by Duo

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatta bir dans sahnesi. Bazen gösterinin tümüne odaklanmamız mümkün olmuyor. Açımızı yakaladığımızda dileklerimizin yerini bulacağını düşünüyorum. Teşekkürler Duo

      Sil
  2. hihi beğeni kazanıyon yaa zaten biraz daha alış bloga azcık dolaş kendini göster yorumlarla keyifli oluyoooo :) hoş yazıların ben de seni komik buluyom yani hoş bişi bu yaa, komikler zeki oluyoo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz komedi yayınlanmadı tam anlamıyla 😊 zamanla daha çok gülersin. İnce desteğin ve hem yorumun hem de iltifatın için teşekkürler😊🙏

      Sil
  3. Gerçekten de öyle.. Yaş ilerledikçe insan kendini bulmaya ve keşfetmeye yöneliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloguma hoş geldiniz 😊 teşekkürler yorumunuz için 🙏

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağlamak Hakkı!

  Duygusal yanımı bastırmamı bekleme benden! Ağlamak cesaret ister! Bir baş kaldırıdır, isyandır ağlamak...Toplumun, seni; güçsüz diye yaftalamasına direnmektir.. Ağlayarak bağırmak, yakarmak yüzyıllardır kültürümüzün duygularına ayna olmuş ve feryat, figan, ağıt olarak adlandırılarak yaşamaya devam etmiş günümüze kadar. Yirmi birinci yy’da ne bu poker masası sendromları? Nedir bu kendini gizlemeler?Nedendir? Niçindir? Bilinmeden bu kayganlık ruhlarımızda?Kursağıma saplamaktansa bu kor gibi demir prangaları, göz yaşlarımla yıkarım günahsız yanaklarımı!..

Nefes Almak..

  Bir annenin feryadına gizlendi adalet! Bir annenin gözlerinde nem oldu hakikat!  Nefes almak kimyasallaştı Görmek kimyasal Konuşmak, kimyasal..  Her söz zehirliyor sahibini Kör kuyularda buluyorlar söz sahiplerini.. Ellerinde mengeneler Ceplerinde çilingirler Sıkıştırıyor, salıveriyor, alı-veriyorlar tüm filizleri!  Daha ne kadar kaldırır bilmem..  Bu gökyüzü, bu toprak  Böylesi kiri pası..  Ensemizde yalan kokan nefesler, Kamburlarmızda tepinen sentetik kimlikler.. Her gün birileri çekiliyor bataklıklarına  Yardım çığlıkları boşuna!  Herkes bekliyor sırasını, ölümü bekler gibi Gececik bedenler karanlıklar ardında …

Kimsin sen?

  O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz…  *11 Aralık 2018