Ana içeriğe atla

Dedikodularca

"Kendini tanıyorsan" dedi.
Geçerli puanı kaptın..

Ki kandırılmak insanın en tehammül edemediği bir durumken, en çok kendi kendimizi bu durumlar simülasyonuna ışınlıyoruz..

Çünkü aynalarda süslediğin sahte yüzünün ardındakileri göremeyecek kadar yoğun tempolu dedikoduların peşindesin..

Kendini göremeyecek kadar meşgul olan gözlerin onun bunun üzerinde incelemeler yapıyor..

Kararlar veriyorsun ve kimin neyi neden yaptığını saptamaya dayalı, saplantılı, yolundan sapmış, sapakların söz konusu..


Beynini yiyor yiyor ve yiyorsun.. Afiyet bal sugar olsun.. 

Yorumlar

  1. Umarım aynada bir gün kendini de görür insan oğlu :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım.. Zihni süslemek için geçeriz aynalar karşısına.. Teşekkürler 😊

      Sil
  2. kendilerine değil de onun bunun ne yaptıklarına bakar insanlar , bilmezler ki yaptığını bulacak bir gün :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka bir evrende belki de yazdıkların vuku buluyor olabilir 😊 teşekkürler Arsel

      Sil
  3. İnsan inanmak istediğine inanıyor. Doğrunun farkında ama kendine bunu ifade edemiyor. Bununla yüzleşmemek için de dedikodulaar dedikodular...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın duo 👌 Kendinden kaçarken çirkinliğe tutuluyorlar.. Kötü 👎

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…