O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz… *11 Aralık 2018
Bir "Merhaba" yuvarlayabilir, derin sohbetlere..
Kalbe düşmüş lakin henüz akla düşmemiş cevapları ararken, bilmeliyiz ki zaman; bir ilaç değil perdedir. Perdeler çekildiğinde ise çok önceden yazılmış olan zuhur edecek. Kiminin payına bir müjde kiminin payına ise acı bir veda düşecek.
YanıtlaSilİşte perspektifin düşündürücü doyurganlığı... Ki o beklenmedik sıra dışı vedalardır boğazımızdaki düğümlerin sebebi. Yutkunurken nutuk atacakcak kadar delici acılar bırakır avuçlarımıza.
SilO acılar, beklenenden önce gelen misafirler gibi olsa gerek.
SilZamanını şaşırıp erken geldiyse eğer, göreceklerinden ben sorumlu değilim demektir.. Göze almış olmalı, o acı dedikleri yaşayacaklarını..
SilMisafir iyidir, sorumluluğu da acıyı da paylaşırız :)
Sil