Ana içeriğe atla

İçimde yeşeren bir bitki.. Aşk mıdır bu? Aşk nedir ki?


 



Dikiz aynasından denize bakmak gibi bazı duygular.. Öylesine kör, öylesine düşünülmemiş.. 

Oysa sırtını çevirip baksa, koca bir gökyüzü ve uçsuz bir deniz var gerisinde..

Ötesini düşünmeden dalmalısın suyun derinine.. 

Derinin altında hissetmelisin ritimleri.. 

Hissetmelisin aldığın her nefesi.. 

Zaman akıyor bir şelale gibi.. 

Köksüz bir lale olmamalısın bu toprakta! 

Kantarın dolup taşmalı hayranlıkla..

Baktıkça iştahın artmalı yaşama

Çoşmalısın her dokunuşta.. 

Bir adamın bakışlarını gözetlerken

Ya da düşüncelerini gözlemlerken,

Varlığına teşekkür etmektir sevmek..

İçinde hissetmek tüm kargaşayı

Ve o kargaşadan aldığın hazzı, doruklarında..

Oluk oluk sızıyor cevapsız ve cezbeden sorular

Aşk mıdır bu? 

Aşk nedir ki? 

Kim adlandırıyor hislerimi? 

Kim sınırlandırıyor cümlelerimi? 

Yeni bir tamlama üretmeli isimsiz duygulara

Sınırsız kuraklıkta koşan taylar gibi gözlerim,

Sana her değdiğinde.. 

Başım omzuna düştüğünde 

Dönüyor hulahoplar ince bellerde

Bana her geldiğinde 

Islatıyor yağmur damlaları yeşil yaprakları

Tüm mevsimler bahar şenliğinde.. 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…