Ana içeriğe atla

Saksı bitkilerimin gün ışığı

 


Topuklarım deliniyor, yalnızlığa koşarken

Hırçın dalgalardan kurtulmuşcasına sığınıyorum limanıma.

Kaos sersemleştiriyor düşüncelerimi

Göğe kaldırıp başımı,

Bir kez daha bakarak arınıyorum riyakar yanımdan

Bağcıkları çözülmüş ayakkabılarımla koşmak zorlaşıyor,

Kalabalıklar içinde.

Oysa içimde, daha büyük bir kalabalık pusuda,

Bekliyor yalnızlığın siren sesini.

Duyduğu anda dört nala koşuyor  duygularım

Elim kalemle buluşuyor

Parmak uçlarımdan binlerce "sen" dökülüyor..

Sayfalar hiç olmadığı kadar temiz

Korna sesleri rahatsız edemez halde

Düşümde sen geliyorsun bana 

Bölünüyorum 

Çoğalıyorum 

Sarılıyorum

Duygularımın tutsak yalınlığına..

Tan ağarıyor şimdi

Hafifçe sızlayan yara gibi.

Varlığın, gün ışığı saksı bitkilerimin

Pencerenin tüllerini aşan

Yeşile hayat bağışlayan

Gün ışığı.. 



Yorumlar

  1. hımm bir ara bırakmış gibiydin bloguna yazmayı, başlamışsın yine düzenli yazmaya :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duraklama dönemi diyelim. Devam tuşuna bastım tekrardan.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…