Aramızdaki etkileşim o kadar kuvvetliydiki, beraber kırmızıdan nefret edip, koyu yeşile övgüler yağdırıyorduk. Dairemize kapanıp, insanlardan kaçıyor ve saatlerce doğal yaşam belgeselleri izliyorduk. Savaş oyunları oynayıp katliam yapıyor, küveti doldurup arınıyorduk. Farelerle yarışırcasına geçirdiğimiz zamanlardan sonra yorgunluğun keyfini çıkardığımız dakikalarımız bizi besliyordu. Uyumun iki küçük bedende hayat bulabildiğini düşünüyorum. Buna aşk'ta diyebilirsin. Dilersen "mek" de! Ekiyorsun mek oluyor. 🍞
Duygusal yanımı bastırmamı bekleme benden! Ağlamak cesaret ister! Bir baş kaldırıdır, isyandır ağlamak...Toplumun, seni; güçsüz diye yaftalamasına direnmektir.. Ağlayarak bağırmak, yakarmak yüzyıllardır kültürümüzün duygularına ayna olmuş ve feryat, figan, ağıt olarak adlandırılarak yaşamaya devam etmiş günümüze kadar. 21.yy da ne bu poker masası sendromları? Nedir bu kendini gizlemeler?Nedendir? Niçindir? Bilinmeden bu kayganlık ruhlarımızda?Kursağıma saplamaktansa bu kor gibi demir prangaları, göz yaşlarımla yıkarım günahsız yanaklarımı!..
Aynı şeyleri sevmek kadar, farklılarla birbirini tamamlamak da aşktır. Örneğin, ben karpuzun göbeğini yemeyi severim o kabuğunu sıyırmayı...Farklılıklar da güzeldir:)
YanıtlaSilTabiki harika bir yakalayış :) yorumun, farklılıkların olumlu yönlerini içeren bir içerik oluşturma istediği uyandırdı. Güzel birşeyler çıkabilir teşekkürler :)
YanıtlaSil