Ana içeriğe atla

Çizgili Çorap Ne Dinliyor? Part II

Yeni listeyle yine karşınızda.. 
İlk listede yerli parçalara yer vermiştim, bu kez yabancı parçalarla ziyafete devam edelim diyorum. Defalarca kez dinlenebilecek, küçük ve sert figürlerle süslenebilecek ve sistemin çöplüğüne kepçeyle dalacağınız eşsiz parçalar. Enstrümanların uçup gittiği esintilerle gözlerini kapatırsan zihnin açılmaya başlayabilir.. Herkese iyi sezişler ve adımlarınızın sesinde müziğin ritmini yakalamanızı temenni ediyorum. Hareketli bir gün olsun.. 

                     Günlük Doz

#James Bay/ When We Were On Fire
#Houndmouth/ Comi'n Round Again
#Jamestown Revival/ Revival
#Arctic Monkeys/ Snap Out Of İt
#Bleeker/ Free

Yorumlar

  1. Gitarın ön planda olduğu tarz parçalar seçmişsin, çok güzel... Karma ve popüler kültür parçalarını da merak ediyorum. Mesela, rihanna, selena gomez, bebe rexha, maroon 5, demi lovato vb. ünlü kişilerden de dinler misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rihanna severek dinlediğim biri fakat maroon 5 artık pek dinlemediğim bir grup. Demi Lovato Camp Rock zamanında kaldı benim için. Sevdiğim tek parçası This is me. Diğer ünlüler hakkında fikrim bile yok diyebilirim 😊 zamanla dinlediğim parçaları daha çok paylaştıkça müzik zevkimi tanıyacağını düşünüyorum teşekkürler.

      Sil
  2. Kitap önerileride bekliyoruz sevgili çızgılı çorap 😊👍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanla o kulvarlarada gireceğim takipte kalın 😊 teşekkürler

      Sil
  3. Listenizi hemen ön izleme yaptım,ilk 3 biraz daha sakin son iki biraz daha enerjik parçalarmış ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yavaştan hızlanalım dedim 😊 enerjinizi kaliteli kullanacağınız bir gün olsun 🙏

      Sil
  4. oleeey good, monkeys de pek seviyoree :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçerikte sevdiğin parçalar bulmuş olman harika 👌😊

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağlamak Hakkı!

  Duygusal yanımı bastırmamı bekleme benden! Ağlamak cesaret ister! Bir baş kaldırıdır, isyandır ağlamak...Toplumun, seni; güçsüz diye yaftalamasına direnmektir.. Ağlayarak bağırmak, yakarmak yüzyıllardır kültürümüzün duygularına ayna olmuş ve feryat, figan, ağıt olarak adlandırılarak yaşamaya devam etmiş günümüze kadar. Yirmi birinci yy’da ne bu poker masası sendromları? Nedir bu kendini gizlemeler?Nedendir? Niçindir? Bilinmeden bu kayganlık ruhlarımızda?Kursağıma saplamaktansa bu kor gibi demir prangaları, göz yaşlarımla yıkarım günahsız yanaklarımı!..

Nefes Almak..

  Bir annenin feryadına gizlendi adalet! Bir annenin gözlerinde nem oldu hakikat!  Nefes almak kimyasallaştı Görmek kimyasal Konuşmak, kimyasal..  Her söz zehirliyor sahibini Kör kuyularda buluyorlar söz sahiplerini.. Ellerinde mengeneler Ceplerinde çilingirler Sıkıştırıyor, salıveriyor, alı-veriyorlar tüm filizleri!  Daha ne kadar kaldırır bilmem..  Bu gökyüzü, bu toprak  Böylesi kiri pası..  Ensemizde yalan kokan nefesler, Kamburlarmızda tepinen sentetik kimlikler.. Her gün birileri çekiliyor bataklıklarına  Yardım çığlıkları boşuna!  Herkes bekliyor sırasını, ölümü bekler gibi Gececik bedenler karanlıklar ardında …

Kimsin sen?

  O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz…  *11 Aralık 2018