Ana içeriğe atla

Kötülük

Kötülük insanın zihnindedir..
Çevresel tohumlar serpmek suretiyle, kalıcı hasara sebebiyet verebilir..
Gözlerini aç.
Gerçeğini, iyi huyunla süsle..
Bilincinin zehirlemesine izin verme, sorgula..

Yorumlar

  1. https://sacmalamakdabirsanattir.blogspot.com/

    baksana bi okusana bu blogu, beyza bizden o daa hihi, ikinizin kafasını benzetiyom daa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okunup onaylandı.. piki piki 😁
      Bir merak sardı hemen bakıyorum

      Sil
  2. Aman sorgulama, başına iş alırsın diye diye ne hallere düşülüyor bir bilinse keşke... Yukarıdaki deep arkadaşımın önerdiği siteye ben de göz attım. Kelimelerle dans ediyor o arkadaşımız da ama az yazıyor. Hatırlarsan sen de az yazıyordun bir zamanlar:)) Şimdi çok iyi, çıtayı yükseltiyorsun sürekli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumun onayladığı davranışları uygula ve bir klon ol kafasından sıyrılıp düşüncelerimizi yeşertmeliyiz direniyoruz 💪 hemen hemen her gün paylaşım yapmaya özen gösteriyorum artık evet doğrudur 😊 teşekkür ederim zirveyi bekliyorum 😌

      Sil
  3. Sürü psikolojisiyle sürüklenme saçma sapan yerlere ey insanoğlu/kızı;
    selam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bu yorumun milyonlara ulaşır ve en azından üç beş kişi çağrına kulak verir. Hoş geldin

      Sil
  4. Allah herkesin kalbine ve beynine iyilik,güzellik versin ..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağlamak Hakkı!

  Duygusal yanımı bastırmamı bekleme benden! Ağlamak cesaret ister! Bir baş kaldırıdır, isyandır ağlamak...Toplumun, seni; güçsüz diye yaftalamasına direnmektir.. Ağlayarak bağırmak, yakarmak yüzyıllardır kültürümüzün duygularına ayna olmuş ve feryat, figan, ağıt olarak adlandırılarak yaşamaya devam etmiş günümüze kadar. Yirmi birinci yy’da ne bu poker masası sendromları? Nedir bu kendini gizlemeler?Nedendir? Niçindir? Bilinmeden bu kayganlık ruhlarımızda?Kursağıma saplamaktansa bu kor gibi demir prangaları, göz yaşlarımla yıkarım günahsız yanaklarımı!..

Nefes Almak..

  Bir annenin feryadına gizlendi adalet! Bir annenin gözlerinde nem oldu hakikat!  Nefes almak kimyasallaştı Görmek kimyasal Konuşmak, kimyasal..  Her söz zehirliyor sahibini Kör kuyularda buluyorlar söz sahiplerini.. Ellerinde mengeneler Ceplerinde çilingirler Sıkıştırıyor, salıveriyor, alı-veriyorlar tüm filizleri!  Daha ne kadar kaldırır bilmem..  Bu gökyüzü, bu toprak  Böylesi kiri pası..  Ensemizde yalan kokan nefesler, Kamburlarmızda tepinen sentetik kimlikler.. Her gün birileri çekiliyor bataklıklarına  Yardım çığlıkları boşuna!  Herkes bekliyor sırasını, ölümü bekler gibi Gececik bedenler karanlıklar ardında …

Kimsin sen?

  O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz…  *11 Aralık 2018