Ana içeriğe atla

Saygı

Bir konu üzerinde durup, o konuyla ilgili fikirlerimizi beyan ediyorken ve bu konu hakkında aynı fikirde olmayan birey, karşımızda seviyesiz söylemler ve saygısız bir üslupla yaklaşıyorsa eşit değiliz..
Eşitliğe inanmıyorum..

Kaba davranışlar sergileyen, sesini yükselterek fikrini dikte etmeye çalışan ve bu şekilde davranarak kendini üstün gören ve karşısındaki sakin, sabırlı ve saygılı kişiyi pasif gören kişilerle eşit haklara sahip olmayı, aynı toplumun fertleri arasında yer almayı kınıyorum.. 
Eşitliği kabul etmiyorum..

Bu bağnazlıklara, saygısızlara, saygısızca cevap vermediğim için bağırmadığım için ...

Gülünç buluyorum.. 
Farkına ne zaman varacağını bekleyerek gülümseyerek susuyorum..

Her bireyin yaşadıkları ve kat ettiği birikimin toplamı olarak düşünceleri doğar. Ve her bireyin düşünceleri kendi kafasının içinde yadsıdıklarıyla ilintilidir. Saygı duyarım. 
Fakat davranışlardan gün geçtikçe daha çok kaygı duyduğumu söyleyebilirim..
Sakin tavırlı cümlelerin boşlukta süzülüyor.. 
Duyabilene şevk olsun..

Yorumlar

  1. Bu tip insanlara söylemediğinde kendisi farkına varamaz. Ama susmak da cevaptır bazen. Benim düşüncem çat diye söylemek, çünkü o dilden daha iyi anlar. Bişey diyecem, bu resimleri nerden buluyorsun Allah aşkına:)) çok değişik ve tarz... En az yazı kadar güçlü resimler oluyor bazen.

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel demiş Özdemir Asaf; Bunca boş konuşan insanın arasında dilsiz olmak engel değil, devrimdir..
    Düşüncene hak vermiyor değilim Duo zorlayıcı durumlar malesef.
    Hobilerim arasında absürt fotoğraf istifleme var senelerdir 😊 Pinterestten alıntılıyorum fotoğraflarımı biraz da senelerin birikimi diyebilirim teşekkür ederim 😊 göz doyuruyor olmak yeterince tatmin edici 🙏

    YanıtlaSil
  3. kesinlikle ben de eşitliği kabul etmiyorum, çok önemli bir konuya değinmişsiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim 😊 eşitlikmagandalarına ölüm 😄 şaka bir yana, hiç kimse bir değilken, ışıkyılı uzaklıktaki karakterlere sahipken nasıl oluyor da eşit olabiliriz? değil mi

      Sil
  4. Maalesef bu tip insanlarla toplumun her kesiminde karşılaşıyoruz teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karşılaşmaları seyreltmeyi umarak var oluşumu sürdürüyorum. Ben teşekkür ederim yorumunuz için😊

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nefes Almak..

  Bir annenin feryadına gizlendi adalet! Bir annenin gözlerinde nem oldu hakikat!  Nefes almak kimyasallaştı Görmek kimyasal Konuşmak, kimyasal..  Her söz zehirliyor sahibini Kör kuyularda buluyorlar söz sahiplerini.. Ellerinde mengeneler Ceplerinde çilingirler Sıkıştırıyor, salıveriyor, alı-veriyorlar tüm filizleri!  Daha ne kadar kaldırır bilmem..  Bu gökyüzü, bu toprak  Böylesi kiri pası..  Ensemizde yalan kokan nefesler, Kamburlarmızda tepinen sentetik kimlikler.. Her gün birileri çekiliyor bataklıklarına  Yardım çığlıkları boşuna!  Herkes bekliyor sırasını, ölümü bekler gibi Gececik bedenler karanlıklar ardında …

Kimsin sen?

  O kadar çok dünyevi işlerle, kimin ne yaptığı ile meşkul ki zihnimiz… Kendimizin farkına varamıyoruz. “Kendi hayatım” dediğin şeyin tam olarak ne olduğunu hiç düşündün mü? Modern zamanların hayat felsefesi; aynayı hep başka yöne çevirmemizle, suretimizden ışık hızıyla uzaklaşmamızla ilintili. Hiç durmuyoruz. Çok işimiz var. Hiç zaman yok! Haftada yedi gün olması yetmiyor. Altı gün çalış, bir gün haftalık izin. Yaşadığın, barındığın ortamı steril hale getir! Bilgisayar oyunundaki karakter gibiyiz. Görevlerimiz hiç bitmiyor. Bu telaş içinde “kim” olduğunu sormaya vaktin yok. Kimsin sen? Yaşadığımız şehre, çalışma ortamına, çevrendeki insanlara alışmaya çalışıyorsun. Sürekli ve hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ki uyduruyoruz da. Koşullara göre şekillenmeye o denli alışmışız ki, o çarkın bir parçası olmaktan, dışında bir “benliğimiz” kalmıyor. Kim olduğumuzu bilmeden yaşayıp gidiyoruz…  *11 Aralık 2018

Ouroboros; Doymak bilmez bir ebola..

  Çoğalmamız gerekiyor.. Birden iki, ikiden üç, üçten dört. Biyolojimiz bunun olmasını istiyor ve onun için varlığını sürdürüyor. Beraberliğinizin ilk yıllarını hatırlayın.. Saatlerce süren konuşmalar, diğerine verilen öncelikler, günlerce evden çıkmamalar.. Bu liste uzayıp gider. Zaman geçer ve bir bakmışsın keşfedecek pek bir şey kalmamış gibi. Ve bir sorun olduğunu düşünmeye başlarsın. Sorunun çözümü olarak çoğalmaya yönelirsin.  İnsan.. Doymak bilmez bir ebola virüsü gibi.. Kendi üreyerek konağını tükettiğinin farkında bile değil. Tıpkı yarattığımız düzen gibi. Çılgınlar gibi üretip, çoğalırken üzerinde yaşadığımız gezegeni yok etmeye meylettiğimizi görmezden geliyoruz. İçinden sıyrılamadığım bu paradoksu bu gün beraber masaya yatıralım diyorum. Her şey birbiriyle ilintili ve her "şey" birbirinin bir parçası. Günlük hayatta bir bütünün sanrısı ile yaşıyoruz. Bu yoğunluk ve koşuşturma halinde yanılsamalarımıza ayıracak vaktimiz kalmıyor ve "yanılsamalı bütünlüğü"...