Ana içeriğe atla

Delik Çorap Part II

Evden çıkmak için hazırlanmış, kapıdan çıkmak üzereydik. Tam arkasında kapı eşiğinde beklerken fark ettim. Çorabın yırtılmış diyemedim. Neden söylemedim bilemiyorum. Yırtık çoraplarla bir başkasının evinde ayak parmaklarını oynatarak oturmasını izlemek, huzursuzluğumu arttırıyordu. Farkında bile değildi. Üzerimde yetişkin bir fil ağırlığınca baskı hissediyor ve kendime sövüyordum.
Aslında abartılacak birşey değildi. Herkesin başına gelebilir, gayet normal bir durumdu. Alt tarafı, vücudunun alt kısmında bulunan bir organa geçirdiğin bez parçası delinmiş!
Bu cümleler avunmama yetmedi.. Bazen, tam boğazındaki tellere değip ağzının içinden fışkırmasını beklediğin o cümleyi kuramazsın. Hepsi bu. Bu kadar basit. O yırtık çorapların içinde salınan ayaklar gözümün önünden uzun bir süre gitmeyecek.. Eve döndüğümüzde fark edip, hiç umursamadığı o aptal, küçük delik parçası!! Geçirdiğim son dört saatimi burnumdan getirdikten sonra son yolculuğuna, çöpe uğurlandı.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRI

Pişman edercesine yaşıyorum.. Bir yerlerde ki Tanrı'yı.. 

Kişisel Alan

 Etrafımızı çevreleyen tanıdıkların, birey olmamıza ve çerçevenin dışına çıkmamıza, baskı altına alarak, hayatlarımızı taciz ederek, birey olmamıza izin vermeme ya da bireyselliğimize çomak sokma durumu.. Sonuç; bireyselliğe aç bir toplum..  İnsanın, kendinin farkına varması, kendini bulması ve kendi kendine geçirdiği zamanlarda kaliteli aktiviteler yapıp, birine ihtiyaç duymadan gününü geçirebilmesi ve insansız hava sahasında sıkılmıyor oluşu asosyallik belirtileri değilken, bu damgayı alnının en uygun bölümüne yapıştırmaları ne kadar anormal bir davranıştır.? Zamanımızın çoğunu istemsiz bir şekilde çevreleyen ve içinde bulunmamızın kaçınılmaz olduğu toplum ve bu insan sirkülasyonuna dur diyebildiğimiz kişisel alanımızın, dairemizde geçirdiğimiz zaman olduğunu ve zamanın en kıymetli hazinemiz ve varlığımızın belirsiz bir zaman diliminde son bulacağı gerçeği ve bazı insanlar için sınırsız sosyalleşmekken, bazı insanlar için küçük çemberi için bir boşl...

Sahipsiz kalan bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı duruyor öylece. Nöbet tutuyor adeta kapı eşiğinde.. Döneceğim günü bekle diyor belki. Belki de bu son cuma sahipsizliğinin. Ay bir başka bu gece. Hüzün sızıyor ışığından yer yüzüne. Yüzümüze değiyor hüzünlü ışık. Yanaklarımıza damlıyor, rüzgar silmeyi deniyor bir çare. Yanaklarımı siliyor, silkeleniyorum. Bir gülüş iliştiyorum dudaklarıma. Biraz sahte, biraz hüzünlü. Başımız kalkmıyor yerden. Kilimin desenlerini incelerken dişlerimi sıkıyorum. Tekrar bir gülümseyiş. Onun yüzünde çocuksu bir sevinç… Her yüzde sıkıntılı, sahte gülümseyişler. Bilemezler, bilemeyiz yarının bize onu geri vereceğini. Fakat vermeli.. Bu kanlı gözyaşları dinmeli cuma gecesi! Ve cennetin kapıları açıldığında hep beraber girmeliyiz içeri…