Vücuduna ne kadar mikrop varsa bulaşmıştı. Köh köh öksüyor. Gözlerini ekrandan ayıramıyordu. Bu nasıl hapşırık? Zemin kattaki Nejla hanım eminim duymuştur. Ne kadar rulo kagıt havlu varsa, çöpteydi. Bitmek tükenmek bilmeyen, musluktan akan su gibi, burun deliklerinden dudağına süzülen sümükler... Bir tarafında şarj kablosu, diğer tarafında kulaklık! Bu hastalık sana hiç mi hiç yakışmadı. Mahallenin yılışık kedisi Müzeyyen'in her yiyecek verene yapışması gibi, paçalarına yapışmıştı bir kere..
Bir "Merhaba" yuvarlayabilir, derin sohbetlere..

Yorumlar
Yorum Gönder