Yalnızlığı mesken tutmuştum. Artık geri dönüşü yoktu.. Tüm insan seslerinden sıyrılıp, kulağıma sessizlik ve müziğin değmesinden haz alıyordum. Kuytulara saklanmayı, köşeme çekilmeyi çocukluğumda bellemiştim bir kere.. Televizyon programlarında tartışan, kötü haber veren iyi giyimli insanlardan özellikte tiksiniyordum. Ruhumu emikleyen sülüklerdi onlar. Kendi sesimi duyamaz oluyordum. Bu panik etkisi yaratırdı.. Alarmlar çalıyor, kahvaltılar hazırlanıyor, sokaklara atılıp korna seslerinde boğuluyordum. Doğama dönmeliydim, farkındaydım.. Bu kaos gün geçtikçe içine çekiyor ve bir kasıga gibi ne varsa yok ediyordu...
Bir annenin feryadına gizlendi adalet! Bir annenin gözlerinde nem oldu hakikat! Nefes almak kimyasallaştı Görmek kimyasal Konuşmak, kimyasal.. Her söz zehirliyor sahibini Kör kuyularda buluyorlar söz sahiplerini.. Ellerinde mengeneler Ceplerinde çilingirler Sıkıştırıyor, salıveriyor, alı-veriyorlar tüm filizleri! Daha ne kadar kaldırır bilmem.. Bu gökyüzü, bu toprak Böylesi kiri pası.. Ensemizde yalan kokan nefesler, Kamburlarmızda tepinen sentetik kimlikler.. Her gün birileri çekiliyor bataklıklarına Yardım çığlıkları boşuna! Herkes bekliyor sırasını, ölümü bekler gibi Gececik bedenler karanlıklar ardında …

Yorumlar
Yorum Gönder